Arşiv ‘Bilim ve Teknoloji’ Kategorisinde
Almanya’da bu günlerde bir bilgisayar oyunu ve onun yarattığı travma konuşuluyor. Oyunun adı 1378 km… Yapmanız gereken ise Doğu Almanya’da Batı’ya geçmek için Berlin Duvarı’nı aşmaya çalışanları vurma ya da vurmama kararını vermek… İşte bütün mesele bu…
Oyun siteleri bile 1378 km. için “aptalca” yorumunu yapıyor.
Bugün artık olmayan ama bir zamanlar Berlin’i ikiye bölen o duvarı aşmaya çalışırken yaklaşık bin kişi hayatını kaybetmişti. Toplamda yaklaşık 100 bin kişi ise sınırı geçmeye çalışmıştı.
Bu bin kişi bir gün bir oyuna malzeme olacaklarını bilmiyorlardı elbette…
İsmini Berlin Duvarı’nın toplam uzunluğundan, bin 378 kilometre, alan oyun sınırı geçmeye çalışan kaçakların vurulması konusu üzerine kurulduğu iddia ediliyor.
Bir fincan çayda müthiş fırtınalar kopmasına yol açan oyun için Komünist Yönetim Kurbanları Derneği başkanı Rainer Wagner çok acı bir açıklama yaptı.
Oyunun, Doğu Almanya’dan kaçmayı denerken yaralananların bir travma yaşamasına neden olduğunu ifade eden Wagner, 1378′in yasaklanmasını istedi.
Ancak oyunu yazan 24 yaşındaki Jens Stober, 1378′i üniversite tezi olarak hazırladığını ve oyunun anlatıldığı kadar kötü olmadığını savundu.
16 kişiye kadar online oynanabilen oyunu anlatan Stober, oyunun 1976 yılında geçtiğini ve oyunda sınır devriyesi ya da kaçak olunabileceğini belirtti.
Stober, devriyelerin göçmenlerle karşılaştıklarında üç seçeneğe sahip olduklarını bunların da onları hapsetmek, öldürmek ya da onunla birlikte kaçmak olduğunu anlattı.
Stober, göçmenleri vurma seçeneneğinin tercih edilmesi durumunda oyunun kazanılamayacağının altını çizerek böyle yaparak bunun yanlışlığını oyuncunun oynayarak anlamasını sağladıklarını ifade etti.
Nesli tükendiği düşünülen bir Japon somon balığı türü, 70 yıl sonra Fuji Dağı yakınlarındaki bir gölde yeniden ortaya çıktı.
Nesli tükendiği düşünülen bir Japon somon balığı türü, 70 yıl sonra Fuji Dağı yakınlarındaki bir gölde yeniden ortaya çıktı.
Japonya’daki Kyoto Üniversitesinden Tetsuji Nakabo, bu balık türünün ülkenin orta kesimlerindeki Saiko Gölü’nde yaşamını sürdürdüğünü tespit etti.
Hükümet de nesli tükenen balıklar listesinde yer alan tatlısu somon türüne ilişkin bu iddianın araştırılacağını bildirdi.
Aslen kuzeydeki Akita bölgesinde yaşayan bu balık türünün, asidite oranı fazla olan nehir sularının bir hidroelektrik projesi kapsamında 1940 yılında göle yönlendirilmesinin ardından yok olduğuna inanılıyordu.
İspanyol bilim adamları, Satürn’de, Avrupa kıtası büyüklüğünde bir alanı kaplayan şiddetli kasırganın 5 yıldır sürdüğünü açıkladı.
Bunun, gezegendeki en uzun süreli kasırga olduğunu belirten bilim adamları, uzay aracı Cassini’nin gönderdiği görüntüleri inceleyerek, hızı saatte 245 kilometre olan kasırganın vorteksinin 4 bin kilometre mesafeye ulaştığını bildirdi.
Konuyla ilgili araştırmayı kaleme alan Teresa del Rio-Gaztelurrutia yaptığı açıklamada, “Gözlemlerimize göre, Satürn’de tespit ettiğimiz kasırga, Güneş sistemimizde yer alan en büyük iki gezegen olan Jüpiter ve Satürn’de meydana gelen kasırgaların en uzun süreni” diye konuştu.
Rio-Gaztelurrutia, “Genelde, gezegenin döndüğü yöne doğru esen kasırgalar uzun sürmüyor, ama bu tür kasırgaların yapısı hakkında da çok az şey biliyoruz” dedi.
Sosyal paylaşım ağı Facebook’un kurucularından Chris Hughes, New York kentinde düzenlediği basın toplantısı ile yeni kurduğu sosyal medya ağı Jumo’yu tanıttı.
Facebook’u Mark Zuckerberg lie birlikte kuran, 2007′de ünlü sosyal medya şirketinden ayrılarak ABD Başkanı Barack Obama’nın 2008 başkanlık seçimlerinde Sosyal Medya Koordinatörlüğü’ne geçen Hughes, yeni kurduğu Jumo’nun yardım bekleyen kuruluşları biraraya getirmeyi hedeflediğini söyledi.
New York’taki Yabancı Medya Merkezi’nde (FPC) düzenlenen basın toplantısında medyanın karşısına çıkan Hughes, yeni kurduklarını ağın kar amacı gütmediğini kaydetti.
Jumo’nun, Facebook ile içiçe çalışacağını ifade eden Hughes, “Facebook hesabı olanlar Jumo’da da hesap açabilecekler. Bağımsız hayırsever kuruluşlar, burada açacakları hesaplar ile milyonlara ulaşabilecekler ve böylece seslerini herkese duyurabilecekler” dedi.
Afrika’nın kırsal bir kesiminde okul yapmak isteyen bir hayırsever kurumun ya da eşcinsel haklarıyla ilgili kampanya yapmak isteyen bir kuruluşun Jumo’da sayfası olacağını ve bu yolla herkese ulaşabilme şansı elde edeceğini söyleyen Hughes, hedeflerinin kar amacı olmayan yardım kuruluşlarını bir ağ ile biraraya getirmek olduğunu söyledi.
Jumo’nun amacı insanları bir araya toplamak
Amerikan Hava Kuvvetlerinin yedi ay önce uzaya fırlattığı, görev ve amacı açıklanmayan, küçük bir mekiğe benzeyen insansız uzay aracı X-37B, birkaç gün içinde Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü’ne inecek.
22 Nisan’da Florida’daki Cape Canaveral’den fırlatılan ve aylardır yörüngede dolaşan esrarengiz uzay aracının Cuma ile Pazartesi günleri arasında Yer’e inmesi bekleniyor.
Amatör astronomlar, esrarengiz aracın güzergahının ABD ordusunun özellikle ilgilendiği Irak, İran, Pakistan, Afganistan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin üzeri olduğuna dikkati çekerek, aracın 408 km irtifada bulunduğunu ve dünyanın çevresini her 90 dakikada bir turladığını belirtmişlerdi.
Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, uzay aracının yeni bir silah olmadığı ancak yerdeki askeri tesis ve kuvvetlere yardım ve destek amacıyla kullanılacağı yönünde ısrarlı açıklamalar yapmışlardı.
10 yılı aşkın bir süredir geliştirilmekte olan X-37B (Yörünge Test Aracı) adlı robot uzay aracı, 8,9 metre uzunluğa ve 4,5 metre kanat genişliğine sahip. Askeri yetkililer, güneş panelleri sayesinde uzun süre uzayda kalabilen bu aracın yeni teknolojileri denemek için bir yörünge laboratuvarı olarak kullanılacağından başka ayrıntı vermemişti.
Uzmanlar, Pentagon’un bu robot uzay aracının askeri bir projesi olduğunu, yoksa hükümetin bunun için bu kadar para ve mali kaynak ayırmayacağına işaret ediyor.
Başta bir NASA projesi olan,ancak 1999′da Hava Kuvvetlerine geçen X-37B, Boeing firması tarafından yapıldı.
Esrarengiz uzay aracı yörüngeye oturduktan sonra güneş panelleri ve lityum-iyon bataryalarından sağladığı elektrikle çalışmaya başladı.
Hava Kuvvetleri, gelecek yıl ikinci bir X-37B fırlatmayı planlıyor. Uzay mekiklerinin bu yılın sonunda emekliye ayrılmasından önce üretilen yeni uzay aracı, şimdiye dek gizli tutulan bir proje olsa da Cape Canaveral’daki fırlatmanın ardından epey ses getirmişti.
Uzmanlar, aslında bir NASA projesi olan X-37B’nin uzayda ne kadar kalacağının, görevinin ne olacağının ve ne amaçla tasarlandığının bilinmediğine işaret ederken çok sayıda ülkenin, özellikle Çin’in, uzayın askeri amaçlı keşfine soyunduğu bir dönemde, bu uzay aracının spekülasyon konusu olabileceğini belirtiyor.
Deneme uçuşunun başarılı olmasının, yörüngeye yeniden kullanılabilir ticari uzay gemilerinin gönderilmesi yönünde önemli bir gösterge olacağını ifade eden uzmanlar, 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalışılan ve yüz milyonlarca dolar harcanan X-37B’nin uzaydan silah atabilecek bir tür insansız savaş uçağı olarak da kullanılabileceğini ileri sürmüştü.
Amerikan Hava Kuvvetleri yetkilileri, daha önceki açıklamalarında, uzaya insan göndermeksizin NASA’nınki gibi bilimsel deneyleri yapacak ve küçük yükleri
dünyaya getirecek bir uzay aracına ihtiyaçları bulunduğunu belirtmişti.
İnternetin popüler teknolojisi sitesi Wired, AK-47′nin dünyanın en ölümcül silahı olduğunu anlatan bir haber hazırladı. Haberde AK-47′nin birçok ayaklama ve katliamda kullanıldığı belirtildi.
Kalaşnikov ya da askeri adıyla AK-47… Sovyetler’in 1947 yılında dünyaya sunduğu bu saldırı tüfeğini Mihail Kalaşnikov tasarlamıştı.
İlk üretimi İzhmash firması tarafından yapılan tüfek Kızıl Ordu’nun kullandığı AVS-36 ve PPSh’lerin yerini almıştı.
Dünya üzerinde 100 milyondan fazla AK-47′nin olduğu biliniyor.
7.62×39 mm’lik mermiyle kullanılan silahın ilk adı AK-46′ydı. Ancak bir yıl sonra silahta değişiklikler yapılınca adı da değiştirildi.
Wired dergisi 1947 yapımı bu silahın dünyanın en ölümcül silahı olduğunu yazdı. Meydana gelen birçok ayaklanma ve katliamda kullanılan silahın dünyada çok farklı etkiler bıraktığının belirtildi yazıda müzik dünyası ve sinemanın da bu silahı sıklıkla eserlerinde kullandığı anlatıldı.
İŞTE SERİ KATİL AK-47…. FOTO GALERİ
UFO hayranları WikiLeaks
Tartışmalı internet sitesinin kurucusu, ABD gizli dosyalarında uçan dairelerden de söz edildiğini söyledi.
Bu haber uzayla ilgili konulara merak duyanları heyecanlandırdı.
İngiltere Savunma Bakanlığı hesabına tanımlanamayan hava tehditlerini araştıran yazar ve araştırmacı Nick Pope,
Türkiye’nin ilk elektronik atık geri dönüşüm tesisi Exitcom Recycling’in Genel Müdürü Murat Ilgar, “Türkiye’de bazı banka, firma ve devlet kuruluşlarından çıkan hurda bilgisayarların değerli parçaları uygun imha metotları yapılmadan içinde kayıtlı kişisel bilgilerle yurt içinde ya da yurt dışında ikinci el olarak satılıyor” dedi.
Exitcom Recycling Genel Müdürü Ilgar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya genelinde elektronik atığın 30 ile 50 milyon ton arasında olduğunu ancak bunun 2 milyon tonun toplandığını söyledi.
Türkiye’de ise resmi verilere göre atık miktarının 400 bin ton civarında olduğu ancak bunun 5 bin tonunun toplanabildiğini ifade eden Ilgar, Türkiye’de elektronik atık tehlikesinin pek bilinmediğini, bunun dikkat edilmesi gerekilen özel atıklar sınıfında olduğunu vurguladı.
Kurdukları tesisle 2 bin ton elektronik atık topladıklarını dile getiren Ilgar, “Şu an da bir sistem kuruyoruz. Market zincirleri gibi. Önümüzdeki sene 10 bin tonu hedefliyoruz. Tesisimizin kapasitesi 15-20 bin ton civarında. Ayrıca TÜBİTAK ile floransan geri dönüşüm tesisi kuruyoruz. Türkiye’de böyle bir tesis yok” diye konuştu.
Türkiye’de elektronik atıkların imhası ve geri dönüşümü konusunda ilgili bakanlıktan uyum belgesi alan 12 firmanın faaliyetini sürdürdüğünü ifade eden Ilgar, bu firmaların bazılarının daha önce hurdacılık yapan kişilerce kurulduğuna dikkati çekti.
Bunlardan bazılarının topladıkları elektronik atıkları teknolojik ve fiziki altyapıları olmadığından yurt dışına gönderdiğini vurgulayan Ilgar, şöyle devam etti:
“Bazıları Honkong’a bu atıkların geri dönüşüm yapılması için gönderiyor. Ancak Honkong’ta bu iş için tesis yok. Bunun gibi bazı yerlere gönderilen atıklar Çin gibi ülkelerde ikinci el olarak satılıyor. Bunun engellenmesi lazım. Elektronik atıklarını geri dönüşüme veren firmanın, bunun takibini yapması gerekir. Ayrıca yurt dışına çıkan atıklar denetlenmeli ama yapılmıyor. Bu konuda bilinçli hareket edilmesi gerekir ama maalesef bugün ülkemizde bu bilinç yok. Türkiye’de bazı banka, firma ve devlet kuruluşlarından çıkan hurda bilgisayarların değerli parçaları uygun imha metoları yapılmadan içinde kayıtlı kişisel bilgilerle yurt içinde ya da yurt dışında ikinci el olarak satılıyor. Ankara ve İstanbul’daki birçok hurdacı binlerce hard disk bulunuyor. Hurdacılar bu hard diskleri nereden alıyor? Kimler içindeki kişisel bilgilerle bu hard diskleri buralara satıyor araştırılması lazım. Özellikle milyonlarca kişinin kişisel bilgilerinin kayıtlı olduğu bankalardan çıkan eski bilgisayarların ne yapıldığı mutlaka araştırılmalı. Yoksa gelecekte kişisel bilgi güvenliği çok büyük zarar görebilir. “
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) fizikçilerinin gerçekleştirdikleri bir deneyde, modern bilimin en büyük sırlarından biri olan “anti-madde”nin elde edilmesi ve saniyenin onda biri süresince hapsedilerek gözlemlenmesinin başarıldığı açıklandı.
“Alfa” deneyinde, elde edilen 38 adet anti-hidrojen atomu, üzerinde yeterince gözlem yapılacak bir süre boyunca, yani saniyenin onda birinde, belirli bir ortamda tutularak (hapsedilerek) incelendi.
Elde edilen anti-maddenin, madde ile temas anında yok olmasından ötürü, gözlemlenmesi için, madde ile temas kuramayacağı bir ortamda yalıtılarak hapsedilmesi gerekiyordu.
Nature dergisinde yer alan makaleye göre, hidrojen atomlarının karşıtı olan anti-hidrojen atomlarını vakumlu bir ortamda üretmeyi başaran fizikçiler, bu atomları, üzerinde çalışmayı yetecek süre boyunca yalıtılmış ortamda tutmayı başardılar.
Bu anti-madde atomlar üzerinde yapılan gözlemler, evrenin ortaya çıktığı Büyük Patlama’dan sonra anti-maddeye ne olduğunun anlaşılmasını sağlayabilecek.
Deneyle ilgili araştırmacılardan Jeffrey Hangst, “hiç kimsenin henüz anlayamadığı nedenlerden dolayı doğa, anti-maddeyi dışlamış durumda” diyerek, bunun, anti-maddenin sakladığı sırları ortaya çıkarma konusunda kendileri açısından teşvik edici olduğunu belirtti.
Gök bilimciler ilk kez galaksimizin dışından gelen bir gezegen keşfettiler.
Jüpiter’e benzeyen gezegenin güneş sisteminin bir parçası olduğu belirtildi.
HIP 13044 diye adlandırılan yıldız ömrünü tamamlamak üzere olup, yeryüzünden 2 bin ışık yılı uzakta bulunuyor.
Bu keşif Şili’de kullanılan bir teleskop sayesinde yapıldı.
Gezegen avcıları farklı astronomik teknikler kullanarak şimdiye dek güneş sisteminin dışından gelen 500 kadar gezegen yakaladılar.
Ama uzmanlar şimdiye dek keşfedilenlerin bizim galaksimiz olan Samanyolu’ndan geldiklerini söylüyorlar.
Oysa bu yeni keşfin farklı olduğu, çünkü gezegenin “Helmi akımı” adı verilen bir grup yıldıza ait güneşin etrafında döndüğü belirtiliyor.
Gök bilimciler yeni keşfedilen gezegenin yaşlı olması ve ömrünün sonuna yaklaşmış olmasının bizim içinde bulunduğumuz gezegen sisteminin geleceği hakkında da fikir verdiğini söylediler.