Arşiv ‘Kültür Sanat’ Kategorisinde

Eurovision’da birinci olduktan sonra sahneye Türk Bayrağı ile çıkan ve Türk dünyasında büyük sempati kazanan Azeri şarkıcılar Eldar ile Nigar, bir dizi etkinliğe katılmak için Bakü’den İstanbul’a geldi.

Eurovision’da birinci olduktan sonra sahneye ellerinde Türk Bayrağı ile çıkan Azeri şarkıcılar Eldar ve Nigar, bu hareketleri ile Türkiye’nin gönlünde taht kurdu. Bugün bir dizi etkinliğie katılmak için Bakü’den İstanbul’a gelen Eldar ve Nigar, Atatürk Havalimanı’nda çiçeklerle karşılandı.

Eldar ve Nigar, “Kazandıktan sonra Türk Bayrağı ile podyuma çıkmanız daha önceden mi planlanmıştı, yoksa o anda doğaçlama mı oldu?” şeklindeki soruya, “Türkiye’nin finallerde yer almamasına çok üzülmüştük. O nedenle yarışmada bütün Türk dünyasını temsil ettiğimizi düşünerek Türk ve Azerbaycan bayraklarıyla sahneye çıktık. Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan da beni telefonla aradı ve ‘Teşekkürler’ dedi. Çok mutlu oldum” diyerek cevap verdi.

Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen 56. Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinci olan Azerbaycanlı Eldar ve Nigar , Atatürk Havalimanı’nda gazetecilere yaptıkları açıklamada, ilk kez Türkiye’ye geldiklerini belirterek, İstanbul’da kalacakları 6 günlük süre içinde çeşitli televizyon programları ve etkinliklere katılacaklarını kaydetti.

Nigar, Türkiye’deki sanatçılar arasında Tarkan ve Rafet El Roman’ı beğendiğini belirtirken, Eldar da Sezen aksu hayranı olduğunu söyledi. Azeri sanatçılar daha sonra ellerinde Türk ve Azeri bayraklarıyla gazetecilere poz verdi. İkili, Düsseldorf’da Eurovision Arena’da yapılan yarışmada, “Running Scared” isimli şarkıyla toplam 221 puan alarak birinciliği elde elde etmişti.

İzmir’de geçen hafta sona eren Travel Turkey Turizm Fuarı, kentin tanıtımını konu alan ilginç bir proje önerisine sahne oldu. Şehrin inanç turizmi potansiyelini artırmaya yönelik projede, Meryem Ana’nın Anadolu topraklarında, özellikle de İzmir Selçuk ve Efes’te yaşadığı dönemi konu alan filmin çekilmesi öngörüldü. Filmin başrolü için dünyaca ünlü aktrist Angelina Jolie’ye teklif götürülmesi düşünülüyor.

İzmir’in tanıtım gönüllülerinden deneyimli turizmci Dilek Araç, senarist Serkan Urgancı ve Umut Hoşafçı ile birlikte Meryem Ana’nın hayatının canlandırılacağı ‘Efesli Meryem’ filminin senaryosunu kaleme aldıklarını söyledi. Araç, Selçuk ve Efes’te çekilmesi planlanan film projesinin Travel Turkey Fuarı için İzmir’e gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine sunulduğunu anlattı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı’nın da ilgi ile karşıladığı projenin bir diğer heyecan uyandıran noktasının ise projede yer alması düşünülen yıldızlar olduğunu belirten Dilek Araç, Meryem Ana rolü için Angelina Jolie, filmi çekmesi için de dünyaca ünlü bir yönetmen ile görüşüleceğini açıkladı.

Projenin fikir mimarlarından Dilek Araç, “Proje ile inanç turizmi kapsamında Selçuk’a gelen yıllık 1.5 milyon turist sayısını, 10 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.

Dünyada yaklaşık 300 milyon kişi inanç turizmi kapsamında seyahat ediyor. İnanç turizmi aynı zamanda dünya barışının ve kültürlerarası iletişimin gelişmesinde de önemli rol oynuyor. Ülkemiz bu bakımdan çok zengin. Bu çalışmadaki hedefimiz ise İzmir ili sınırları içinde yer alan ve tüm dünya dinleri tarafından kutsal kabul edilen Meryemana Evi’nin inanç turizmi açısından tanıtılması” diye konuştu.

Leonardo da Vinci ünlü tablosu Mona Lisa ile ilgili iddialar bitmek bilmiyor. Son iddia bir İtalyan araştırmacıdan geldi. Silvano Vinceti’ye göre Mona Lisa’nın sol gözünde bir şifre gizli.

Vinceti, eserde Mona Lisa için poz veren kişi hakkında çeşitli ipuçları bulnudğunu öne sürüyor.

İtalyan araştırmacının başlattığı yeni tartışma Mona’nın gerçek kimliğinin gözlerinin içinde yazdığından yola çıkıyor.

Dan Brown’ın çok satan kitabı Da Vinci Kodu’ndan etkilenerek araştırmaya girişen Vinceti, Mona Lisa’nın gülümsemesi ve gözlerinin üstüne odaklanmış.

Resmin çok büyük çözünürlükte kopyaları üzerinde çalışan Vinceti, gözlerdeki derin bakışlarda şifre bulduğunu öne sürüyor.

Harflerin çıplak gözle görülmediğini ifade eden Vinceti, Mona Lisa’nın sağ gözünde LV harflerinin bulunduğunu iddia ediyor.

İtalyan araştırmacı sol gözde ise B ve S  ya da CE diyebileceği harfler gördüğünde ısrarlı.

Mona Lisa tablosunda poz veren kişinin Floransalı bir tacirin karısı Lisa Gherardini olduğu iddia ediliyordu. Ancak Vinceti buna katılmıyor. Mona Lisa’nın Milan’da yapıldığını anlatan Vinceti vardığı sonuçları gelecek ay ilan edeceğini açıkladı.

Mona Lisa tablosunun arkasında 149 sayısı bulunuyor. Ancak bu sayıyla birlikte silinmiş bir numara daha var. Tahminen bunun 1490 olduğundan yola çıkan Vinceti, Da Vinci’nin 1490′da Milan’da olduğunu ve Milan dükü Ludovico Sforza’nın emrindeki kadınlardan birini model olarak kullandığını belirtiyor.

Mona Lisa ismiyle ilgili de bazı iddialar var. Dan Brown, Da Vinci Kodu’nda Mona Lisa’nın bir anagram olduğunu ve eski Mısır tanrılarına ithafta bulunmak adına Amon I’Isa adından türetildiğini iddia ediyor.

Wikileaks belgeleriyle birlikte “Big Brother” kavramı ve kavramın seslendirildiği George Orwell’un ünlü “1984″ isimli romanı yeniden gündeme geldi. Despotizmin temeli oluşturduğu kitapta Big Brother kavramından yola çıkarak baskıcı yönetim altında insanların birbirlerine güvenlerini kaybetmelerini ve birbirlerini gammazlamayı bir ödev haline getirmeleri işleniyor.

Kişilikleri tamamen silinmiş bireyler düşünün… Bu bireyler zorbalığın egemen olduğu bir dünyada eşit güce sahip üç blok arasında yaşamın tüm güzelliğinden mahrum bir biçimde hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Bu dünyada tek egemen güç yönetenler. Özgürlük diye bir şey yok. İnsanlar yöneticilerin korkularıyla sinmiş. Ahlaki ve insani duygular yok edilmiş. Düşünmek, düşündüğünü söylemek yasak.

Korku içindeki insanlar birbirlerine olan güvenlerini tamamen kaybetmiş durumdalar. Çünkü bireylerin çoğu casus. Yaptıkları da en yakınlarını yönetime ispiyonlamak.

Uzak olmadığımız bir dünya

DOCUMENTARIST’in 8-11 Aralık’ta düzenleyeceği ‘Hangi İnsan Hakları?’ etkinliğinde kadına yönelik şiddete dikkat çeken belgeseller başta olmak üzere pek çok önemli film yer alıyor. Bunlar içinde Burmalı kadın lider Aung San Suu Kyi ile ilgili çok yeni bir belgesel de var.

DOCUMENTARIST tarafından ilk kez geçen yıl gerçekleştirilen ‘Hangi İnsan Hakları?’ başlıklı etkinliğin ikincisi 8-11 Aralık 2010 tarihlerinde düzenleniyor.

İnsan hakları konulu ödüllü belgesellerin gösterildiği, panel, forum ve söyleşilerin de yer alacağı etkinliğin bu seneki teması “kadına yönelik şiddet”.

DOCUMENTARIST – İstanbul Belgesel Günleri’nin yan etkinliği olarak düzenlenen ‘Hangi İnsan Hakları?’ bu sene çerçevesini daha da genişletiyor.

Burma’nın Korkusuz Leydisi!

Fransız film yönetmeni Claude Lelouch, yaşlı gangsterlerin kaldığı bir huzurevinde geçmesi planlanan yeni filminde İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’yi de görmek istediğini söyledi.

Montercarlo Komedi Filmleri Festivalinde ödüle layık görülen Lelouch, çekimlerine eylül ayında başlayacağı “Le Chemin de l’orgueil” (Gurura Giden Yol) adlı yeni filmi hakkında bilgi verdi.

Bunun bir komedi filmi olacağını belirten Fransız yönetmen, yaşlı gangsterlerin kaldığı lüks bir huzurevinde geçmesi öngörülen filmde, genç gangsterlerin meslek sırlarını öğrenmek için “ustalarının” kaldığı bu yeri ziyaret edeceğini anlattı.

Filmin tüm çelişkileriyle günümüz dünyasını konu alacağını ifade eden Lelouch, gülümseyerek, “Berlusconi’nin de yeni filmimde huzurevindeki yaşlı gangsterler arasında olmasını isterdim” dedi.

13 yaşında internete koyduğu müzik yarışması görüntüleriyle keşfedildi, geçen 3 sene içinde de dünyanın sayılı yıldızlarından biri oldu. En son Amerikan Müzik Ödülleri’nde 4 dalda başarıya imza atan Justin Bieber’in öyküsü filmleri andıracak türden…

Justin Bieber… “O” 16 yaşında Kanadalı bir dünya starı…

En son 2010 Amerikan Müzik Ödülleri’nde “Yılın Sanatçısı” dahil toplam 4 dalda ödül alınca dikkatleri tekrar üzerine çekti.

Başarı hikayesi 3 yıl öncesine dayanıyor. Aslında tam bir internet mucizesi…

Annesi, bir müzik yarışmasında seslendirdiği şarkıyı YouTube’e koydu, hayatı değişti.

Görüntüler ünlü prodüktör Scooter Braun’un dikkatini çekti ve işte “o” andan sonra Justin Bieber’in önlenemez yükselişi başladı.

Fakirlik içerisinde geçen bir çocukluk döneminden Beyaz Saray’da Obama’ya şarkı söylemeye kadar uzanan bir hayat.

Annesi, henüz 18 yaşındayken dünyaya getirdiği Justin Bieber’i okutmak için düşük maaşlarla birden çok işte çalıştı. Okul dışında kalan vaktinde de piyano, gitar ve trompet çalmayı öğrendi.

Yeteneklerini 13 yaşında katıldığı yerel müzik yarışmasında ikinci olarak kanıtladı. O yarışmada gösterdiği sempatik tavırları ve sesiyle büyük ilgi gördü. Ardından gelen şöhret, dünya starlarını bile kıskandıracak türden.

Usher’ın dikkatini çekti

Piyanist İdil Biret, viyolonsel sanatçısı Alexander Rudin ile İstanbul’da konser verecek.

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Genel Koordinatörlüğünden yapılan açıklamaya göre, Biret ile Rudin daha önce birçok kez birlikte konser verdi.

Bu konserlerde Rudin, Biret’e orkestra şefi olarak eşlik etti.

Bu konserlerin ilkinin sonunda halktan gelen büyük alkış üzerine, Biret’in teklifi ile Rudin eşliğinde bis olarak Brahms’in ikinci piyano sonatının ikinci kısmı çalındı ve sonraki konserlerde hep bu bis tekrarlandı.

Süreyya Operası’nda 28-29 Kasımda verilecek konserde ise Biret ve Rudin, ilk defa Brahms sonatını ve Beethoven’ın birinci sonatını birlikte çalacak.

DOCUMENTARIST ve DEPO işbirliğiyle düzenlenen SaturDox/ Belgesel Buluşmaları, yeni bir gösterim yılına daha başlıyor. 27 Kasım’da gösterilecek ilk belgesel ‘Megakentler’, konuk ise Biray Kolluoğlu…

Geçtiğimiz yıl beklenenin oldukça üzerinde bir ilgiyle karşılanan SaturDox, iki haftada bir cumartesi günleri Tütün Deposu’nda gerçekleştirilen film gösterimleri ve haftanın temasına uygun söyleşiler ile devam ediyor.

SaturDox / Belgesel Buluşmaları’nın 6 aylık yeni programı, yine Türkiye’den güncel belgesellerin yanı sıra dünya belgesel sinemasının çarpıcı örneklerinden seçilerek hazırlandı.

Bir belgesel başyapıtı: ‘Megakentler’

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) 2010 yılının Ocak-Eylül döneminde en fazla şikayet edilen programlar, “Aşk-ı Memnu”, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” ve “Türkan” adlı diziler oldu.

Üst kurula, yılın dokuz aylık döneminde izleyiciler tarafından 64 bin 664 başvuru yapılırken, 136 bin 20 konuda şikayette bulunuldu.

Üst Kurulun 2010 yılı Ocak-Eylül döneminde gelen bildirimlerin genel değerlendirme raporundan derlediği bilgilere göre, vatandaşlarca RTÜK’e en çok şikayet edilen program türü yine yerli diziler oldu.

2010 yılının yılın dokuz aylık döneminde yerli dizilerle ilgili şikayetler toplam bildirimlerin yüzde 51′ini oluşturdu. Yeni yayın döneminde başlayan ve ilk bölümündeki tecavüz sahnesiyle tepkileri çeken “Fatmagül’ün Suçu Ne?” adlı diziyi izleyiciler en çok “kadına yönelik şiddet” içerdiği gerekçesiyle şikayet ettiler.

2010 yılının dokuz aylık döneminde yerli diziler kategorisinde gelen şikayetlerde “kadına yönelik şiddet” kriteri ilk kez yüzde 99 oranına ulaştı.

“Türk Aile Yapısına ve Ahlaka Aykırılık” konusunda yapılan değerlendirmelerin yüzde 78′i, “Milli ve Manevi Değerlere Aykırılık” konulu kritere ilişkin şikayetlerin yüzde 77′si ve “Program Kaldırılsın” şeklinde gelen şikayetlerin yüzde 75′i dramatik dizilerle ilgili oldu.

Ocak-Eylül döneminde dramatik dizilerle ilgili toplam 33 bin 213 bildirimin 9 bin 986′sı (yüzde 30) “Aşk-ı Memnu”, 4 bin 808′i (yüzde 15) “Fatma Gül’ün Suçu Ne?” ve 4 bin 735′i (yüzde 14) “Türkan” adlı diziler hakkında geldi. Bu üç dizinin sahip olduğu oranlar, dramatik diziler hakkında gelen şikayetlerin yüzde 59′unu oluşturdu.

Ocak-Eylül 2010 döneminde en çok şikayete konu olan dramatik dizilerin tümünün Kanal D’de yayınlandığı görüldü.

Akşam kuşağındaki yayını geçen Haziran ayında bitmiş olmasına rağmen Aşk-ı Memnu, dokuz aylık dönemdeki toplam şikayet oranları içerisindeki en yüksek payı aldı. En fazla şikayet edilen diğer iki dizi ise Eylül ayında başlayan yeni dönemde yayına girdi.

Yılın dokuz ayında en çok bildirim alan bu üç dizi, yüzde 26 oranı ile “Program Kaldırılsın”, yüzde 24 ile “Türk Aile Yapısına ve Ahlaka Aykırılık” ve yüzde 17 oranı ile “Çocuk ve Gençlerin Korunması” konulu kriterlere ilişkin olarak şikayet edildi.

En fazla bildirimi direnç yarışmaları aldı