Wikileaks belgeleriyle birlikte “Big Brother” kavramı ve kavramın seslendirildiği George Orwell’un ünlü “1984″ isimli romanı yeniden gündeme geldi. Despotizmin temeli oluşturduğu kitapta Big Brother kavramından yola çıkarak baskıcı yönetim altında insanların birbirlerine güvenlerini kaybetmelerini ve birbirlerini gammazlamayı bir ödev haline getirmeleri işleniyor.

Kişilikleri tamamen silinmiş bireyler düşünün… Bu bireyler zorbalığın egemen olduğu bir dünyada eşit güce sahip üç blok arasında yaşamın tüm güzelliğinden mahrum bir biçimde hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Bu dünyada tek egemen güç yönetenler. Özgürlük diye bir şey yok. İnsanlar yöneticilerin korkularıyla sinmiş. Ahlaki ve insani duygular yok edilmiş. Düşünmek, düşündüğünü söylemek yasak.

Korku içindeki insanlar birbirlerine olan güvenlerini tamamen kaybetmiş durumdalar. Çünkü bireylerin çoğu casus. Yaptıkları da en yakınlarını yönetime ispiyonlamak.

Uzak olmadığımız bir dünya

İstanbul’da 100 gram simidin fiyatı 1 TL’ye yükseldi.

İstanbul Un-İş Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı Sami Özdemir, İstanbul genelinde 100 gram simit fiyatının, 75 kuruştan 1 TL’ye çıkarıldığını söyledi.

Özdemir, 30 aydır simide zam yapılmadığını ifade ederek, üyelerinin talepleri üzerine bu ay Odalar Birliği’ne başvurduklarını, taleplerinin 2 Aralık 2010′de alınan kararla onaylandığını belirtti.

Özdemir, yeni simit fiyatının uygulanmaya konulduğunu söyledi.

Dünyaca ünlü efsanevi futbolcu Eric Cantona’nın Fransız halkına “7 Aralık’ta bankadaki tüm paranızı çekerek ekonomik ve toplumsal devrim yapın” çağrısı bankaları alarma geçirdi.

Bankaların modern dünyada insanları esir ettiğini söyleyen Cantona, “kansız bir devrim” için insanları paralarını bankalardan çekmeye davet etmişti.

Bu eylem için tarihi de forma numarası 7 olduğu için 7 Aralık olarak belirleyen Cantona, böyle bir gösteriyi önerme gerekçesini şöyle açıkladı:

“Fransız olmak milli marş söylemekle olmuyor. Fransız olmak için önce devrimci olmak, fakir ve yoksulların halinden anlamak gerekiyor.

Artık işlerin yapılış şeklini değiştirmemiz gerekiyor. Devrimle silahları alıp insanları öldürmeyi kastetmiyorum… Sistem bankalar etrafında kurulu. Gücünü onlardan alıyor. Öyleyse bankalar üzerinden yıkılabilir. 3 milyon insanın pankartlarla sokağa dökülmesindense 3 milyon kişinin gidip bankadaki parasını çekmesi daha etkili olur”

“Cantona el arabası götürsün”

WikiLeaks, ABD

Hürriyet gazetesinin haberine göre, listede Türkiye’deki önemli unsurlar ise şöyle sıralanıyor: Boğazlar, Bakü-Ceyhan boru hattı. Metal üreticisi şirketler; Durmazlar, Baykal ve Ermaksan. WikiLeaks’in bu sızıntısı tepki çekerken, ‘teröristlere hedef gösteriyor’ diye eleştirildi.

Wikileaks’in bir haftadır yayınladığı belgelerin, tartışmaya belki de en çok açık olanı dün ortaya çıktı.

Doğrudan Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nca hazırlanıp tüm büyükelçiliklere gönderilen 18 Şubat 2009 tarihli belge, 2008 yılı itibariyle, dünyada, ABD’nin ulusal güvenliği için kritik önem taşıyan tesislerin listesini içeriyor.

Her yıl güncellendiği belirtilen liste, dünyanın dört bir yanından petrol boru hatları, iletişim ve ulaşım merkezlerinin yanı sıra, madenler, bazı ilaç fabrikaları ve kritik boğazları içeriyor.

Belgede, listede geçen bu stratejik yerlerin bir nedenle ortadan kalkmaları durumunda, “ABD’nin kamu sağlığı, ekonomik güvenliği ve/ya milli güvenliği ciddi bir şekilde etkilenebilir” deniyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü P. J. Crowley, WikiLeaks’in El Kaide’ye “hedef listesi” verdiğini söyledi.

Terör saldırılarına hedef olabilir

Belçikalı çizer Herge’e ünlü çizgi romanı Tenten’i yaratmakta ilham kaynağı olduğu söylenen Danimarkalı aktör Palle Huld 98 yaşında öldü.

Kopenhag’daki bir huzurevinde geçtiğimiz günlerde yaşamını yitirdiği belirtilen Huld, 1933 ile 2000 yılları arasında Danimarka yapımı 40 filmde rol aldı.

Ancak Danimarkalı aktör ününü rol aldığı filmlerden ziyade Tenten’in yaratıcısına ilham kaynağı olduğuna ilişkin söylentilere borçlu.

1928 yılında bir Danimarka gazetesinin bir gencin dünyayı turlayarak muhabirlik yapmasını öngören yarışmasını kazanan 15 yaşındaki Huld, 44 günde Kuzey Amerika, Japonya ve Almanya’ya gitmiş, Konpenhag’a dönüşünde de 20 bin kişi tarafından karşılanmıştı.

Huld’ın seyahatini duyan Herge’in de kahramanı bir genç muhabir ve gezgin olan Tenten’i yarattığı söyleniyor.

Golf Federasyonu yönetim kurulu üyeliğine seçilen TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, “golf oynarken kendimi köyümde gibi hissediyorum” dedi.

Şahin, “kendimi ormanların, yeşilliğin içinde, bir rüya aleminde görüyorum. Bunun için golfü çok seviyorum” dedi.

Golfün Türkiye’de yeni tanınan bir spor dalı olduğunu söyleyen Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “yapılan araştırmalara göre golf oynayan insanlar, dünyada en uzun ve sağlıklı yaşayan, kalp krizi geçirme oranı en düşük olan insanlar. Spor yapmak TRT’yi yönetirken de çok işime yarıyor. Kararları çok daha hızlı alabiliyorum” diye konuştu.

Köyden gelen, köy hayatını iyi bilen bir insan olduğum için de golfü çok sevdiğini ifade eden Şahin, “golf sahalarında doğayla iç içe olunduğu için kendimi köyümde gibi hissediyorum” dedi.

Amerikan Hava Kuvvetlerinin yedi ay önce uzaya fırlattığı, görev ve amacı açıklanmayan, küçük bir mekiğe benzeyen insansız uzay aracı X-37B, birkaç gün içinde Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü’ne inecek.

22 Nisan’da Florida’daki Cape Canaveral’den fırlatılan ve aylardır yörüngede dolaşan esrarengiz uzay aracının Cuma ile Pazartesi günleri arasında Yer’e inmesi bekleniyor.

Amatör astronomlar, esrarengiz aracın güzergahının ABD ordusunun özellikle ilgilendiği Irak, İran, Pakistan, Afganistan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin üzeri olduğuna dikkati çekerek, aracın 408 km irtifada bulunduğunu ve dünyanın çevresini her 90 dakikada bir turladığını belirtmişlerdi.

Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, uzay aracının yeni bir silah olmadığı ancak yerdeki askeri tesis ve kuvvetlere yardım ve destek amacıyla kullanılacağı yönünde ısrarlı açıklamalar yapmışlardı.

10 yılı aşkın bir süredir geliştirilmekte olan X-37B (Yörünge Test Aracı) adlı robot uzay aracı, 8,9 metre uzunluğa ve 4,5 metre kanat genişliğine sahip. Askeri yetkililer, güneş panelleri sayesinde uzun süre uzayda kalabilen bu aracın yeni teknolojileri denemek için bir yörünge laboratuvarı olarak kullanılacağından başka ayrıntı vermemişti.

Uzmanlar, Pentagon’un bu robot uzay aracının askeri bir projesi olduğunu, yoksa hükümetin bunun için bu kadar para ve mali kaynak ayırmayacağına işaret ediyor.

Başta bir NASA projesi olan,ancak 1999′da Hava Kuvvetlerine geçen X-37B, Boeing firması tarafından yapıldı.

Esrarengiz uzay aracı yörüngeye oturduktan sonra güneş panelleri ve lityum-iyon bataryalarından sağladığı elektrikle çalışmaya başladı.

Hava Kuvvetleri, gelecek yıl ikinci bir X-37B fırlatmayı planlıyor. Uzay mekiklerinin bu yılın sonunda emekliye ayrılmasından önce üretilen yeni uzay aracı, şimdiye dek gizli tutulan bir proje olsa da Cape Canaveral’daki fırlatmanın ardından epey ses getirmişti.

Uzmanlar, aslında bir NASA projesi olan X-37B’nin uzayda ne kadar kalacağının, görevinin ne olacağının ve ne amaçla tasarlandığının bilinmediğine işaret ederken çok sayıda ülkenin, özellikle Çin’in, uzayın askeri amaçlı keşfine soyunduğu bir dönemde, bu uzay aracının spekülasyon konusu olabileceğini belirtiyor.

Deneme uçuşunun başarılı olmasının, yörüngeye yeniden kullanılabilir ticari uzay gemilerinin gönderilmesi yönünde önemli bir gösterge olacağını ifade eden uzmanlar, 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalışılan ve yüz milyonlarca dolar harcanan X-37B’nin uzaydan silah atabilecek bir tür insansız savaş uçağı olarak da kullanılabileceğini ileri sürmüştü.

Amerikan Hava Kuvvetleri yetkilileri, daha önceki açıklamalarında, uzaya insan göndermeksizin NASA’nınki gibi bilimsel deneyleri yapacak ve küçük yükleri
dünyaya getirecek bir uzay aracına ihtiyaçları bulunduğunu belirtmişti.

İnternetin popüler teknolojisi sitesi Wired, AK-47′nin dünyanın en ölümcül silahı olduğunu anlatan bir haber hazırladı. Haberde AK-47′nin birçok ayaklama ve katliamda kullanıldığı belirtildi.

Kalaşnikov ya da askeri adıyla AK-47… Sovyetler’in 1947 yılında dünyaya sunduğu bu saldırı tüfeğini Mihail Kalaşnikov tasarlamıştı.

İlk üretimi İzhmash firması tarafından yapılan tüfek Kızıl Ordu’nun kullandığı AVS-36 ve PPSh’lerin yerini almıştı.

Dünya üzerinde 100 milyondan fazla AK-47′nin olduğu biliniyor.

7.62×39 mm’lik mermiyle kullanılan silahın ilk adı AK-46′ydı. Ancak bir yıl sonra silahta değişiklikler yapılınca adı da değiştirildi.

Wired dergisi 1947 yapımı bu silahın dünyanın en ölümcül silahı olduğunu yazdı. Meydana gelen birçok ayaklanma ve katliamda kullanılan silahın dünyada çok farklı etkiler bıraktığının belirtildi yazıda müzik dünyası ve sinemanın da bu silahı sıklıkla eserlerinde kullandığı anlatıldı.

İŞTE SERİ KATİL AK-47…. FOTO GALERİ

UFO hayranları WikiLeaks

Tartışmalı internet sitesinin kurucusu, ABD gizli dosyalarında uçan dairelerden de söz edildiğini söyledi.

Bu haber uzayla ilgili konulara merak duyanları heyecanlandırdı.

İngiltere Savunma Bakanlığı hesabına tanımlanamayan hava tehditlerini araştıran yazar ve araştırmacı Nick Pope,

İngiltere’de yapılan bir araştırma, eski nesil anti-depresanların, kalp hastalığı olasılığını artırabileceğini ortaya koydu.

İngiliz bilimadamları, İskoçya’da yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla yapılan araştırmada, eski nesil ilaçlar arasında yer alan, Norpramin gibi trisiklik anti-depresanların, kardiyovaskiler rahatsızlığa yakalanma olasılığının yüzde 35 oranında artmasıyla bağlantısı bulunduğunu bildirdi.

University College London’dan Mark Hamer ve ekibinin, araştırma çerçevesinde İskoçya’da genel nüfus üzerinde yapılan sağlık verilerini kullandığı, 35 yaş üzerindeki yetişkinlerle ilgili 1995′den 2003 yılına kadar alınan verileri değerlendirdiği ve bu kişileri 2007 yılına kadar izlediği belirtildi.

Araştırmaya, kalp hastalığı bulunduğuna dair klinik geçmişi olanların dahil edilmediği kaydedildi.

Sonuçları European Heart Journal’da yayımlanan araştırmada, 8 yıllık süreçte yüzde 26,2′si ölümcül, 1,434 kalp hastalığıyla bağlantılı vaka görüldüğü ve trisiklik anti-depresanların, kardiyovasküler rahatsızlığa yakalanma olasılığının yüzde 35 oranında artmasıyla bağlantısı olduğu tespit edildi.

Yeni nesil seçici serotonin geri alım inhibitörlerinin ise bu olasılıkla bağlantısı olduğu gözlenmedi.

Hamer, Prozac ve Paxil gibi eski nesil anti-depresanların, artık depresyon tedavisinde büyük ölçüde kullanılmadığını ancak bu ilaçların, uykusuzluk, sırt ve baş ağrısı gibi şikayetlerin tedavisi için hastalara verildiğine dikkati çekerek, “Bulgularımız, doktorları anti-depresanları reçete ederken tedbirli olmaları konusunda uyarıyor” dedi.